Sinpaş ve Alacaatlı İmar Planları İptal Edildi

Sinpaş ve Alacaatlı İmar Planları İptal Edildi
Sinpaş ve Alacaatlı İmar Planları İptal Edildi

Ankara 11. ve 15. İdare Mahkemesi, Alacaatlı Mahallesi ile İmrahor Vadisi’ne ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarını iptal etti.

Ankara 11. İdare Mahkemesi, İmrahor Vadisi’ne yapılan Sinpaş planları, yani Güneydoğu Ankara Planlama Bölgesi’ne ilişkin nazım imar planı revizyonunu onaylayan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararını iptal etti. Ankara 15. İdare Mahkemesi de Alacaatlı Mahallesi’ndeki bazı parsellere ilişkin Kentsel Dönüşüm Gelişim Proje Alanı (KDGPA) sınırı imar planı değişikliğinin kabul edilmesine dair Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararını iptal etti.

Yargı kararlarını değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Ankara 11. İdare Mahkemesi verdiği iptal kararıyla, İmrahor Vadisi yamaçlarına yapılan ve Sinpaş Altın Oran’ı kurtarma planını suya düşürmüştür. Öte yandan Ankara 15. İdare Mahkemesi, Alacaatlı’da, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı niteliği taşımayan, parsele özel ve yoğunluk arttırıcı nitelik taşıyan ve kamu yararına aykırı imar planı değişikliklerine ilişkin meclis kararını iptal etmiştir. Yargı kentin sistematiği bozan, vadileri yapılaşmaya açan rant odaklı planlama anlayışlarının yanlışlığını bir kez daha iptal kararlarıyla ortaya koymuştur” dedi.

‘Ankara vadi sistemlerinin sürekliliğini yok edecek planlama kararları öngörülmüştür’
Candan, sözlerine şöyle devam etti:

“Ankara 11. İdare Mahkemesi, Güneydoğu Ankara Planlama Bölgesi’ne ilişkin iptal gerekçesinde, İmar Planı Revizyonu işleminde, şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine, imar mevzuatına ve kamu yararı ilkesine uyarlık bulunmadığına dikkat çekmiştir. Öte yandan mahkeme kararında bilirkişilerin dava konusu 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı Revizyonu, ODTÜ Ormanları ile başlayan Mogan ve Eymir Havzası’na saplanan Güneydoğu Ankara vadi sistemlerinin sürekliliğini yok edecek planlama kararları öngörmüştür.


Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırındaki Mogan gölünü besleyen dere ve akarsuların oluşturduğu doğal havza (Karatas Mahallesi), ‘Gelişme Konut Alanı’ olarak belirlenmiştir. İmrahor ile Hatip Çayı Vadisi gibi sadece planlama alanı için değil Ankara’nın bütünü için son derece önemli olan yeşil ve açık alan sistemleri de ‘Mevcut Konut Alanı’ olarak planlanmıştır. Buna ek olarak; Bayındır Barajı Su Toplama Havzası, özellikle Orta (1000- 2000 m.) ve Uzun (2000 m.- Havza Sınırı) Mesafeli Koruma Alanları da ‘Mevcut Konut Alanı’ arazi kullanımında gösterilmiştir. Planların kademeliği ilkesi kapsamında hazırlandığı iddia edilen dava konusu 1/25.000 ölçekli Güneydoğu Ankara Nazım İmar Planı Revizyonu’nun, 2017 yılında onaylanan üst ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planı’nın genel planlama yaklaşımı ile koruma, geliştirme ve planlama ilkeleri ile örtüşmediği görülmektedir. ‘Koruma ilkeleri doğrultusunda hazırlanacak alt ölçekli planların hazırlık aşamasında ilgili kurumlardan görüş alınması, alınan görüşlere planlarda ve plan hükümlerinde yer verilmesi’ zorunlu iken ilgili kurumlardan görüş alınmadığı ve koruma ilkelerine uygun planlama kararlarının geliştirilmediği de açıkça görülmektedir’ yönündeki görüş ve kanaatine dikkat çekmiştir.”

‘Artık yapılması gereken, betonlaşma değil, doğa ile uyumlu yaşam ve kentleşme politikalarıdır’
Candan, “Ankara akıl dışı projelerle vadiler yok edildi edilmeye devam ediyor. Ekosistem bozuluyor, kentler betonlaşıyor, doğal yaşam alanları ve su havzaları yok oluyor. Sonrada biz bozulan doğanın dengesinden sonra ortaya çıkan korona virüsle mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Yargı İmrahor Vadisi’nin bilim ve tekniği gözeten iptal kararıyla hepimiz için yaşam kaynağı olduğunu ortaya koymuştur.Artık yapılması gereken, betonlaşma değil, doğa ile uyumlu yaşam ve kentleşme politikalarıdır. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, Ankara’nın değerlerinin korunmasına ve potansiyelinin açığa çıkartılarak yaşanabilir bir başkent olmasına yönelik mücadelemiz devam edecek” dedi.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Ankara 15. İdare Mahkemesi’nin Alacaatlı’da parsele özel, yoğunluk arttırıcı nitelik taşıyan imar planı değişikliklerine ilişkin meclis kararı iptalini de şöyle değerlendirdi:

“Mahkeme iptal gerekçesinde bilirkişilerin ‘taşınmazların bulunduğu alanın Kentsel Dönüşüm Gelişim Proje Alanı olarak belirlenmesi için gereken teknik şartların mevcut olmadığı, ek nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanlarının karşılanmadığı ancak ayrılan sosyal ve teknik donatı alanlarının hizmet etki alanına göre yeterli düzeyde bulunduğu, bölgedeki yapılaşmanın trafik şebekesine kadar ek yük getireceği yönünden inceleme yapılmadığı, işleme konu taşınmazlara çevresindeki taşınmazlardan ayrıcalıklı haklar tanındığı, bu bağlamda çevresindeki taşınmazlardan yüksek yapı yoğunluğu verilerek ayrıcalıklı haklar tanındığı belirtilerek dava konusu işlemin imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı’ yönünde görüşüne dikkat çekmiştir.

Mahkeme, dava konusu isleme konu taşınmazlara çevresindeki taşınmazlardan yüksek yapı yoğunluğu verilerek ayrıcalıklı haklar tanındığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin bu yönüyle imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğunu belirterek dava konusu işlemi iptal etmiştir. Yargı kararları bir kez daha haklılığımızı ortaya koymuştur. Pandemi süreci ile kentleşme politikalarının ve halk sağlığını temel almayan yapılaşma sürecinin yanlışlığını bir kez daha ortaya çıktı ve koronavirüs yüksek yoğunluklu yapılaşmaların olduğu kentleri seçti. Burada mahkemenin verdiği kararları birde bu bakış açısıyla değerlendirmek gerekir. Mahkemenin plansız nüfus yoğunluğu dediği şey tam da plansızlık ve sonuç olara pandemi sürecinde karşımıza çıkan, bir köye bedel, sitelerin karantina altına alınmasıdır. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, rant odaklı planlama anlayışına karşı kamu yararını savunmaya devam edeceğiz”açıklamasında bulundu.


İlk yorum yapan olun

Yorumunuz: