Günümüzde Kıyı Erozyonu ve Yüksek Deniz Seviyesi Tehditleri
Günümüzde kıyı erozyonu ve yüksek deniz seviyesi, sahillerin karşı karşıya kaldığı en kritik tehditler arasında yer alıyor. Uzmanlar, Prof. Omar Defeo önderliğindeki çalışmalarla, küresel ölçekte kumsalların hızla daraldığını ve bazı bölgelerde büyük ölçekli kayıpların yaşanabileceğini vurguluyor. Bu süreç, sadece doğal peyzajı değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda kıyı topluluklarının ekonomisi, biyolojik çeşitlilik ve sahil güvenliği açısından da derin etkiler yaratıyor. Özellikle kentleşmenin yoğun olduğu bölgelerde, insan faaliyetleriyle birleşen iklim kaynaklı baskılar, kumsalları hızla tahrip ediyor.
2100 Yılına Kadar Kumsalların Durumu
2100 yılına kadar kumsalların durumu konusunda yapılan projeksiyonlar net: kumsalların yaklaşık yarısının yok olabileceği öngörülüyor. Uluslararası araştırmalar, bu kayıpların özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde daha belirgin olacağını gösteriyor. İklim değişikliğiyle mücadelede atılan adımların yetersizliği, erozyonun hızını artırıyor ve sahil topluluklarını ciddi risklerle baş başa bırakıyor.
Kentleşmenin Kumsal Ekosistemleri Üzerindeki Etkisi
Marine Pollution Bulletin dergisinde 2022 yılında yayınlanan çalışma, kentleşmenin kumsal ekosistemler üzerindeki baskısını ortaya koyuyor. São Paulo’nun kuzeyindeki 30 plaj üzerinde değerlendirilen 90 nokta, ziyaretçi yoğunluğu ile biyolojik çeşitlilik arasındaki ters ilişkiyi net şekilde gösterdi. Yoğun ziyaretlerin olduğu bölgelerde, canlı çeşitliliğin belirgin şekilde azaldığı ve habitat bütünlüğünün bozulduğu kaydedildi. Bu bulgular, insan etkisinin doğrudan ekosistem kıtlıklarına dönüştüğünü kanıtlar nitelikte.
İklim Değişikliğinin Kıyı Mühendisliği Üzerindeki Etkileri
İklim değişikliğinin kıyı mühendisliği üzerindeki etkileri bağlamında, Nature Climate Change’de 2020 yılında yayımlanan küresel erozyon analizine dikkat çekiliyor. Sera gazı emisyonlarının yüksek olduğu senaryolarda kıyı çizgisinin hızla geri çekileceği öngörülüyor. Bu durum, kıyı bölgelerinde altyapı, konut ve turizm gibi sektörleri doğrudan etkiliyor. Türkiye’den örnekler de dahil olmak üzere pek çok ülkede, sahil şeridinin güvenliği ve sürekliliği için acil önlemler gerekliliğini ortaya koyuyor.
2050 ve 2100 Yıllarına Dair Öngörüler
- 2050 itibarıyla dünya kumsallarının %13–15’i ağır erozyon tehdidi altında olacak.
- Yüzyılın sonunda bu oran %35.7–49.5 aralığına çıkabilir.
- Sahillerinin büyük bölümü kaybolma riskiyle karşı karşıya olan ülkeler arasında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gambiya, Surinam, Komorlar, Gine-Bissau ve Pakistan bulunuyor.
Risk Altındaki Ülkeler ve Kıyı Planlaması
Toplam kayıp uzunluğuna bakıldığında, Avustralya en yüksek risk altında olan ülke olarak öne çıkıyor; 11.426 kilometrelik kumsalın erozyon tehdidi altında olduğu belirtiliyor. Buna paralel olarak Arjantin, Kanada, Şili, Çin, Meksika, Rusya ve ABD de yüksek riskli ülkeler arasında yer alıyor. Bu veriler, kıyı planlamasında sürdürülebilirlik odaklı bir yaklaşımın ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
İnsani Faaliyetler ve Sürdürülebilir Yönetim Zorlukları
İnsani faaliyetler ve sürdürülebilir yönetim zorlukları süreçte önemli bir rol oynuyor. Defeo ve ekipleri, dünya genelinde izledikleri 315 kumsaldan beşte birinden fazlasında ileri seviye erozyon gözlemledi. Bu bulgu, kentleşmenin, turizmin ve kıyı altyapısının bir araya geldiği alanlarda çatışmalı bir etki yarattığını gösteriyor. Texas Galveston sahillerinden paylaşılan veriler, kum tepelerinin ciddi biçimde yok olduğunu ve yürüyüş yollarının artık deniz seviyesine yakın olduğunu ortaya koyuyor. Üst kısımda yapılan müdahalelerin, yalnızca kuru alanları değil, denizle temas eden alt bölgelerdeki biyolojik çeşitliliği de etkilediğini gösteren net deliller mevcut.
Doğal Yatakların Korunması ve Toplumsal Farkındalık
Bu çerçevede yapılacak politikalar, doğal yatakların korunması, kıyı mühendisliğinin yeniden tasarlanması ve toplumsal farkındalık ile ilişkilidir. Kıyı koruma yapıları, geri çekilen sahil hattını tamamen değiştirebilecek kapasitede olduğundan, uzun vadeli ve entegre planlama gerektirir. Ayrıca kıyı ekosistemlerini güçlendirmek için doğal çözümler, ekosistem tabanlı adapte olma stratejileri ve sürdürülebilir turizm politikaları devreye girmelidir. Böylece sahillerin kaybını azaltmakla kalmayıp, yerel ekonomileri ve toplulukları da korumak mümkün hale gelebilir.
Geleceğe Yönelik Stratejiler
Geleceğe yönelik stratejiler kapsamında alınacak başlıca önlemler, koruma ve restorasyon odaklıdır. Kıyı bankları, kumulasyon plateletleri ve doğal bariyerlerin güçlendirilmesi, kısa vadede etkili sonuçlar verebilir. Ayrıca şehir planlamasında yeşil altyapı ve iyileştirilmiş sahil koruma teknikleri ile risk azaltımı sağlanabilir. Toplum tabanlı izleme programları, veri odaklı karar mekanizmalarını güçlendirerek, erozyonun hangi bölgelerde ve ne hızda ilerlediğini daha net gösterir. Böylece müdahaleler, bilimsel kanıtlar doğrultusunda zamanında ve hedefli biçimde uygulanır.
İklim Krizi ve İnsani Etkiler
İklim krizi ve insani etkiler birbirini güçlendiren dinamikler olarak kalmaya devam ediyor. Kumsalların geleceğini güvence altına almak için, küresel düzeyde iş birliği, yerel yönetimlerin kararlı adımları ve toplumların katılımı gerekiyor. Bu doğrultuda yürütülen araştırmalar, kayıp oranını minimize etmek için kritik rol oynuyor ve sahil güvenliği ile sürdürülebilir kalkınmanın kesişim noktasında yeni çözümler sunuyor.
