Kartlı Harcamalarda Rekor Artış

Türkiye’de Yaşam Maliyetleri ve Kredi Kartı Kullanımının Artışı

Türkiye’de yaşam maliyetleri giderek yükselirken, vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı ve bu durumun finansal alışkanlıklarını köklü biçimde değiştirdiği görülüyor. Kredi kartları, artık lüks tüketim yerine, geri ödemek zorunda kalanların günlük yaşamını sürdürebilmek için en büyük yardımcısı haline gelmiş durumda. Son veriler, ekonomik krizin kamuoyu ve ekonomi çevreleri tarafından net biçimde hissedilen boyutunu ortaya koyuyor. Özellikle temel harcamalar ve gıda kalemlerinde yaşanan artış, halkın geçim sıkıntısının sert bir göstergesi olarak ön plana çıkıyor.

Harcamalar Yüzdesel Artışlarla İfade Ediliyor

Resmi verilere göre, 2025 yılının ilk haftasında toplam kartlı harcamalar yaklaşık 382,7 milyar TL seviyesine ulaşmışken, 2026 yılının aynı döneminde bu rakam %54 civarında artış göstererek 589 milyar TL’ye çıktı. Bu büyük artış, vatandaşların gelirlerine oranla artan harcamaların temelinde yüksek enflasyon ve artan fiyatlar yatıyor.

Tüketim Kalemleri ve Günlük Harcamalar

2026’nın ilk haftasında, hem gıda hem de günlük harcamalar önemli ölçüde artış kaydetti. Yemek hizmetleri için yaklaşık 31,7 milyar TL, market alışverişleri için ise 108,7 milyar TL harcandı. Ayrıca, çeşitli gıda ürünleri için yapılan harcamalar toplamda 38 milyar TL’yi aşarken, bu toplamın özellikle toplam harcamaların %30’una yakın bir bölümünü oluşturması dikkat çekiyor. Gürer, bu artışın harcamaların temel ihtiyaçlara yöneldiğini ve halkın daha fazla borç kullanmak zorunda kalmak zorunda olduğunu söylüyor. “Bu veriler, insanların sadece hayatta kalmak için kredi kartlarına yöneldiğini gösteriyor,” diyor.

Vatandaşın Hayatını Sürdürmek İçin Kredi Kartına Bağlılığı Artıyor

Kredi kartı kullanan kişi sayısı ve toplam kart sayısı da aynı eğilimleri izliyor. 2025 başında yaklaşık 38,8 milyon kişinin kredi kartı kullanmasının yanı sıra toplam kart sayısı 130 milyon civarında iken, 2026 başında bu rakamlar sırasıyla 40,3 milyona ve 142 milyon 272 binlere yükseldi. Bu da, insanların çeşitli kartlar aracılığıyla yaşamlarını devam ettirmeye çalıştığını gösteriyor. Kişi başına düşen kart sayısındaki artış ise, vatandaşların birden fazla kredi kartı kullanarak finansal denge kurmaya çalıştıklarını açıkça ortaya koyuyor. Önceki yılda kişi başına 3,35 olan bu sayı, yeni dönemde 3,53’e yükselerek, yoğun kart kullanımına işaret ediyor.

Yükselen Borç Yükü ve Ekonomik Gerçeklik

Gürer’e göre, bu kredi kartı kullanımındaki artış yalnızca bir büyüme göstergesi değil; aynı zamanda derinleşen bir geçim krizinin ve yoksulluğun göstergesi. “Vatandaş daha fazla borçlanmak zorunda kalıyor ve yaşayanlar, borçlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor,” diyor. Özellikle düşük ve sabit gelirli hanelerin sürdürülebilir olmayan bir yaşam sürdüğü ve temel ihtiyaçlarını bile borçla karşıladıkları gözlemler arasında. Bu tablo, ekonomik verilerle beraber, gelirlerin enflasyon karşısında eridiği ve halkın gerçek ekonomik durumunun buharlaştığına işaret ediyor.

Toplumun Borç ve Harcama Döngüsü

Kişi başına düşen kredi kartı sayısındaki artış, ekonomik kayıpların ve gelir yoksulluğunun açık göstergesi. Bir yılda 12 milyon yeni kartın sisteme girmesi, yurttaşların yaşamsal ihtiyaçlarına ulaşmakta yaşadıkları zorlukların ve sürekli borç yapma eğiliminin göstergesidir. Gürer, “Vatandaş, yaşamını sürdürebilmek adına borç ve kredi kartlarını bir yaşam çizgisi haline getirdi,” diyerek, bu davranış biçiminin, sadece ekonomik değil, sosyolojik bir dönüşümde yol aldığını belirtiyor.

Sıkıntının Yegâne Ölçütü: Yoksulluk ve Çaresizlik

Ekonomik verilerin ve kartlı harcamaların desekleri, aslında toplumdaki yaygın yoksulluğu, gelirlerin eridiğini ve insanların yaşam standartlarının ciddi anlamda düştüğünü gözler önüne seriyor. Gürer, “Bu rakamlar, refahın değil, artık borç batağında olan insanların sayısının arttığını gösteriyor,” diyor. Bu durum, sadece alışkanlık değişikliği değil; toplumun yaşam biçiminin köklü bir dönüşümde olduğunu işaret ediyor. Yüksek enflasyon ve düşük gelir ortamında, kartlar artık bir lüks değil, yaşam kalitesini sürdürebilmenin en temel araçları haline gelmiştir. Bu da, Türkiye’nin ekonomik krizinin yalnızca sayısal değil, toplumun temel yaşam koşullarına dair derin bir kriz olduğunu ortaya koyuyor.