Ekonomik Boyut ve Artan Kira Fiyatları
Son yıllarda Türkiye’de konut maliyetleri hızla yükselirken, özellikle büyük şehirlerdeki kira fiyatları vatandaşların bütçelerini aşma noktasına geldi. Günümüzde, satın alma imkanını zorlaştıran yüksek inşaat ve emlak fiyatlarının yanında, kiralık konutlar için ödenen meblağlar da ciddi oranda artış gösteriyor. Bu artış, sadece gelir seviyesinin düşük olduğu kesimleri değil, orta ve üst gelir grubunu da etkiliyor. Çünkü, kira giderleri toplam yaşam maliyetleri içinde giderek daha büyük bir pay almaya başladı.
Türkiye’de kiracı oranları özellikle son beş yılda keskin bir yükseliş gösterdi. 2019 yılında %25,6 olan kiracı oranı, 2025 itibariyle %27 seviyesine ulaşmış durumda. Bu artış, yaklaşık her dört evden birinin kiracı tarafından kullanıldığını ortaya koyuyor. Özellikle büyükşehirlerde kira milyonlarca vatandaş için ulaşılmaz hale geliyor ve kira fiyatları, gelirlerin çok üzerinde seyrediyor. Bu da, ücretli çalışanlar ve düşük gelirli aileler üzerinde ciddi bir maddi yük oluşturuyor, ev sahibi olma hayallerini ertelemelerine neden oluyor.
Kendi Konutuna Sahip Olma Oranları Düşüşte
Yüksek kiraların yanı sıra, kendi konutuna sahip olmakta yaşanan güçlükler de ciddi boyutlara ulaştı. TÜİK verileri, 2019’da %58,8 olan konut sahibi olma oranının, 2025’te %57,1’e gerilediğine işaret ediyor. Bu azalma, ekonomik koşullardaki daralmanın ve inşaat maliyetlerindeki yükselişin doğrudan sonucu. Birçok vatandaş, yüksek kira ödemeleri altında ezilirken, konut sahibi olmayı tamamen uzak bir hayal olarak görüyor. Uzun vadeli kredi faizleri, yüksek peşinat maliyetleri ve artan inşaat giderleri, orta ve düşük gelirli ailelerin bu hayali gerçekleştirmesini zorlaştırıyor. Ayrıca, emlak piyasasında arzın yetersizliği ve yeni projelerin yavaşlığı, konut fiyatlarını daha da yukarı taşıyor.
İzmir ve Diğer Büyükşehirlerde Durum Daha Kötü
İzmir gibi gelişmekte olan şehirlerde durum, özellikle metropol seviyesindeki büyükşehirler kadar parlak değil. “Mercek İzmir” raporuna göre, kentteki kira fiyatları, son yedi yılda yaklaşık 20 kat artış gösterdi. Bu artış, gelir seviyesinin çok üzerinde ve bölgedeki ekonomik dengesizliğin göstergesi. Özellikle bazı ilçelerde kira maliyetleri, ortalama gelirlerin 3-4 katına ulaşmış durumda. Bu fark, geniş kitleleri evden uzaklaştırırken, gençlerin ve ailelerin yaşam kalitelerini ciddi anlamda etkiliyor. İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde de benzer bir tablo söz konusu; hızlı nüfus artışı ve sınırlı konut arzı, fiyatların yükselmesini hızlandırmaya devam ediyor.
Gelir Artışları ve Kira Maliyetleri Arasındaki Uçurum
Ekonomik göstergelere göre, 2023 yılında asgari ücret 2 bin 20 TL iken, 2026 itibarıyla bu rakam 28 bin 75 TL’ye çıktı – yaklaşık 14 katlık bir artış. Ancak, aynı dönemde kira fiyatlarındaki artış, bu rakamın çok üzerinde gerçekleşti. %20 katlık artış gösteren kira fiyatları, gelir artışının çok gerisinde kaldı. Bu durum, özellikle düşük ve orta gelir grubuna mensup geniş kesimlerin yaşam standardını olumsuz etkiliyor. Artan kira maliyetleri, vatandaşların toplam gelirlerine oranla giderek daha fazla pay ayırdığı bir maliyet haline gelmiş durumda. Bu dengesizlik, ekonomik sürdürülebilirliği zedeliyor ve hane halklarının yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkilidir.
Barınma Sorunu ve Sosyal Etkileri
Türkiye’de barınma sorunu, sadece ekonomik bir mesele olmaktan çıkıp, sosyal ve psikolojik etkiler de yaratıyor. Gerek kira yüksekliği, gerekse konutların erişilebilirliği, yaşamı sürdürebilmek adına büyük bir mücadele haline geldi. Çok sayıda aile, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, gençler yaşamlarını inşa etmekte umutsuzluk yaşıyor. Uzun vadede, bu kriz, göç dalgalarını körükleyebilir ve toplumsal bütünlüğü tehdit edebilir. Ayrıca, ekonomik kriz ve artan kira maliyetleri, eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal güvenliğe kadar birçok alanı olumsuz etkiliyor. Birçok genç ve aile, yaşam alanlarını kaybetme korkusu ile şehirleri terk etmek veya göç etmek zorunda kalıyor.
Çözüm ve Politika Önerileri
Mevcut durumda, hükümetin ve yerel yönetimlerin ciddi adımlar atması gerekiyor. Bunlar arasında, kira fiyatlarını dengelemek ve konut arzını artırmak için yeni teşvik paketleri, düşük faizli uzun vadeli kredi imkanları ve uygun fiyatlı konut projeleri yer almalı. Ayrıca, kira sabitleme ve koruma yasalarının güçlendirilmesi, kiracı haklarının güvence altına alınması gerekir. Bu, vatandaşların yaşam kalitesini artırmak ve barınma sorunlarını hafifletmek adına acil ve etkili çözümler sunabilir.
